then we came to the end

A selection fom ‘then we came to the end’ by Joshua Ferris.

-You don’t know what’s in my heart-

Karen Woo always had something new to tell us and we hated her guts for it. She would start talking and our eyes would glaze over. Might it be true, as we sometimes feared on the commute home, that we were callous, unfeeling individuals, incapable of sympathy, and full of spite toward people for no reason other than their proximity and familiarity? We had these sudden revelations that we were far from our better selves. Should we quit? Would that solve it? Or those qualities innate, dooming us to nastiness and paucity of spirit? We hoped not.”

nick hornby

the complete polysyllabic spree

un_fix

stop man

dedications

stop being so un sarcastic

stop being so whatSOever , read in ‘ant’ meaningless moment of time. ants and uns

we don’t deserve time

and meanings.

stop the_ un’s

i ‘hate’ it

and when so olamadığın kadar ve başkasının piisiisinde yazmak zoundayken ( zorunluluk) (( shift’ebas’))

zamanı hak etmiyoruz

dinlediğimiz müzikler, o müziği yapanların

bizimle paylaşmayı seçen iyi niyetli ruhar.

biz belki olamadık.  şuan noktadan sonra düzeltiyosam herkimsen okuyan,  saolasın da vakit kaybı,

sonraki satıra geç

ve bi öncekisatırla dolu bi şey oku

sonrakine geç

devam;

no soul could. stop our meanings.

music meant everything

but to be.

so i love friends

but i adore

falling in love with deep frienship.

whatever it mans.

i adore

friends.

what happens is a good and a small summary, i was meant to keep the blog, i told  batur and derya that i needed to listen to some songs, (i’m still at them now) commala handsout me the Smashing Pumkins_adore Album ccover to bemine, i tell him when i got ( bought) the whole album at university, does not accept

makes me granted for this.

and i had just asked for  annie dog

now  we had listened to many other more like that

had the influuence of frusciante

and that of not the prank boredom and darkness

and we have dealt with happiness and joy, as by mans of being alike,but not the same.

i’d only like  who we weRE  not

and what we could not be. but…

i feel now.something.

when it means nothing at all.

applications applied

i am rather boring, than getting bored. i am rather bored than making bored. only boring people get bored.

“are you bored?” she asks, with rakı.

“i have no issues of being/getting bored.” i reply.

hence than. everything is applicable. i listen to the music. hear voices. see smiling faces. dancing figures. the UD. the violin.

eye is boring. rather than i am getting bored.

subject_less :: öznel_siz

türkçenin bir avantajını farkettim. cinsiyet belirtmeksizin üçüncü tekil şahıslardan bahsedebiliyoruz. deneyelim. yok yok.

” bir yudum daha içti, etrafına bakındı, bıkkındı bıkanlardan, bıkabilme olasılıklarından. gülümsedi, sorulara cevaplar verdi. ”

” _ takes another dip, _looks around, _ was bored of bored ones, possibility of getting bored, the probability of boredom. _ smiles, and _ answered questions. ”

yok yok. it works both ways.

there is no exact translation for the word ‘yok’. does ‘not exist’.

polysyllabic spree

“… You’re half-expecting someone to point out that back in the day he used to write books that sold for a tenner, and now they’ve gone up to seventeen quid.

What he’s doing, of course, is the only thing a writer can do: he’s writing the books that he wants, in the way he wants to. He wants to write about different things, and to add something to the natural talent that produced those early books… So where does this leave us to?”

“… Thosee of you who like to imagine that the literary world is a vast conspiracy run by a tiny yet elite cabal will not be surprised to learn that I read R.R.’s book because S. recommended it, and she happened to have an advance copy because R. is a friend of hers. So, to recap: a friend of mine who’s just written a book which I read and loved and have written about gives me a book by a friend of hers which she loved, so I read it and then write about it. See how it works? Oh, you’ve got no chance if you have no connection with One of Us…. You’re doomed to poverty and obscurity, all of you.”

Nick Hornby

The Complete Polysyllabic Spree

gentle art of making enemies

i have faith, no more =)

they were right. i’m on the left.

please be genuine. ingenious to yourselves.

behave.

shave the words so meanings will appear.

go.

please just go.

whilst listening,

please learn to speak.

i repeat.

nothing is identically the same. yet not different at all.

but

VARIOUS.

please find the missing variables of you or what you are not.

and/or again,

shut yourself/before any worse silence comes over your death.

“(theres always an easy way out)
(theres always an easy way out)
(you need something wet in your mouth)
(you need something wet in your mouth)

Never felt this much alive”

kime güller bahçesi

zamanın oluşuna halı sermişler. üzerinden oluşlar geçsindiye. gelişine gelsin, gidişine gitsin diye.

kırmızı halılar, gül bahçeleri.

varlıklarımızı birbirimize armağan ettikten sonra, birileri mutlaka o halıları rulolayıp katlayıp, bir yenisine srmek üzere kaldırıverecek rafların birine.

önemli olan o yoldan yürüyebilmekmiş halbuki.

kim toplayacak diye bakmadan.

bak yürümüş, geçmiş bile birileri. gel beraber yürüyelim desem, topluyorlar bile o halıyı

manen nicelerine, madden niteliklilerine varılmalı çoğu zaman yanından geçişlerimizin, hayata dair olanların. her ümitsizlik başlangıcı, yeni bir mutluluk acısıdır diyelim.

geçelim.

serin abi halıyı, toplamayın. geçiyorum ben.

re_defining, de_refined

30/06/08 – 19.48

definition of joy and loneliness

frambuazlı turtacıklar, çay, sigara, mlue :)

( yol mırıltısı diye hazırladığım playlist. upuzun. güzel ve naif bi liste oldu. en iyi compilation’ımı kendi kendiliğime hazırladım yine. içimdeki bilinmeyen’e…)


İ’nin seneler önce verdiği kalem (hiç kaybetmedim)

G’nin senelerce didinip hazırladığı teras (gün batımını hiç kaybetmedi)

İ’nin yillarca sahip olduğu hanlarından hamamlarından, kaybettiğini sandığı, bana verdiğiini hatırlamadığı, turkuvaz-yeşilimsi 3 aşamalı, döner başlı, anonim marka fan. (havasını hiç kaybetmedi, favorim, hala bana üfler efil efil dertlerini)

İ’nin (yine) verdiği, değiştirdiğim 3 ev boyunca (newerlife-oldhabits-somtehings gotta change), hep kaybettim diye aranıp durduğum “stinkfist” lakapli, G’nin kontrolsüzce çekmecelerinden çıkan çakım. (hiç kaybolmasa?) ((karelerine ayrı hastayız))

((bu ayrılıklardan usanamamış objelerin, ayrılıklarından usanmış bir çiftin hayatlarında içiçe geçmişliğinden haberdar olmak ilginç. biz çocuklar, herşeyi biliyoruz))

ve iflah olmaz hüzün. ve zamanın tanımlanamaz yok oluşu. tarih atmayı hatırlayışım.

es kazalarım. eş anlamlarım. anlamlar dolusu boş kelimelerim. dolu düşünmelerim. boş konuşmalarım.

bir “sen” in oluşundan bi’haberim.

esas kendimi kaybedişimden bir de. (hiç kaybetmedim)

iflah olmaz hüznüm. “bir gün” diye iç çekişlerim. suya doğru yürürken, hepsini biriktirmelerim aklımda balon balon. elimin kolumun farkına varmadan ceplerimi karıştırmalarım. kenara gelişim. … suya çarpış anım. yeni bir rahim. sakin. derin. serin. sesessiz. sensiz. bensiz. hissiz. kendine özgü. medniden gayrı. durmak. istemek. istemeyi durdurmak…keşke boğulabilsem deyip su yüzeyi tekrar. su yüzeyinde “ne yani, sen şimdi bunun içinde durabiliyosun da, şuna (yelkenliyi göstererek) çıkınca mı korkuyosun bundan?” soruma aldığım, kulakçığına kaçmış suyu naif bir çabayla çıkarmaya uğraşıp, usulca “hı hı…” deyişi. dünya üzerinde ne yalnız, ne çaresiz oluduğunu, hiçbir zaman, şu an’a hazır olmadığımı anlayışım. hazır ol(a)mayanlara saldırışım. hazır olanlara aldırmayışım. eskilerim. yenileyemeyenlerim. sevgilerim. sevgilileyememelerim.

şimdi tekrar. suda sırtüstü. yatmak. bir melodi dipten. ah keşke notasyonu unutmasam deyişim. kulağım suyun içinde, duyduğum şey ya dinlediğimi anlarsa diye ürküşüm. iş_güç_ilişki_gülünçkü, “neden-çünkü” lere, “bir gün” “ne de olsa” eyişlerim. derin nefes alıp şimdi aniden. gözlerimi açıp. tüm gücümle havayı dışarı bırakıp… ağırca dibe batışım. yeryüzünü yere, gökyüzünü her yere. yeni. bir. rahim. sakin. hakim. calm.

deep.

önce kıçımın dibe deyişi. kıçüstü batmak-götkafalı deyişim. suyun içinde kahkaha atmanın zorluğunu tekrar hatırlayışım. yüzeyde anlamsız bakışlar. öksürüyorum.

aslında hiçbirşeye hazır değilken, neymiş acaba bu telaşem?

kabul. hazır değilim. olana kadar da zarar vermekten kaçmak durumundayım herşeyden. olduğum kişi olmaktan yorulmuşum. yoruluşum.

farkında mısın herkimdi isen sev_gilly? yine koskocaman bir hiçmişim. yine yokmuşsun. olmayışına, olmayışlının şıklığına hayranmışım. yine şekilden şekile, anlamdan anlama, durumdan duruma bürünmüşsün. bir sen yokmuşsun sahiden. kaçıvermişim yokluğundan.

tekrar tanımlayalım, harf çorbalsındaki anlamları madem. güneşe uzuncana baktım demin. gözüm ışık sarhoşu. gözümle güneşe ısrar etmenin alemi yok. ısrarcı p.çin tekiyim. kendime ısrar etme demek gibi bir ısarırm yok niyeyse. olduğum kişi olmaktan, tekrar yoruluyorum.olamayacağım kişi her kimse artık, bırakıyorum, varsın, olamayayım.

•sebebiyet verdiği kırgınlıklar; şahısların, itraflarını ikinci veya üçüncü tekil şahıs ağzıyla üzerinden yapmalarını sağlıyor.

sebebiyet verdiğim kırgınlıklara itirafım,

olduğum-olamadığı. olmayayım. varsın.

saatim, zamanın çok gerisinde takılıp kalmış. kendime, böyle olmak iyiyken, herşeyi yıkımlara sürüklemek aynı tiktaklarda.

the re_definition now and again.

joy of boredom or nothing.

kahve(kopkoyu, hazır kaynamış suya, porselen su bardağına)((süt/krema bulunamadı, sütlü kahve renk bardağa o yüzden))

su(beyaz olana)

sıcak(terletmeyenlerinden ne hikmetse. bünye iç huzurunu sağladı. algılar ağladı)

komacan aaç ( … )

minderler(…)

kaybettim sandığım turuncu çakmak

1 tabla sigara

gülümseyen günaydınlar (zorlamadan olanlardan)((zorlama olmayan samimi tebessümler))(((huzur, insanın kendini yaşattığı yerde, hem de ölü hissedebileceği kadar)))

bir iflah olmaz  romantiğin askerlik anıları( ‘ben demiştim’ dolu)

ölü bir arı

su… suu…. su.

now i can totally ignore myself. in the meanings/foundings/lossses of joy&boredom.

bir ağacın dalında, bir yıldız görebildiysem,

bi’dostun

pi sayısını duvara

toslattığı rekarelerinin (r2)

bulamadığım, aramadığım kafiyelerinin

ağacının en yüksek dalında görmüşümdür.

o yıldızı oraya ben ağlamadım, tebessümle seyredebilmek için.

want to be an anteater

http://www.12ozprophet.com/forum/showthread.php?t=129670

after being a penguin first.

( • I O ) @ charlar’s says: (4:30:22 PM)
baksana gönderdim linke
( • I O ) @ charlar’s says: (4:30:30 PM)
dddaaallldım daaldımk çok komik
_ says: (4:30:37 PM)
ahueha
_ says: (4:30:47 PM)
jim morison ın karınca yiyen hali
( • I O ) @ charlar’s says: (4:30:56 PM)
hahahaha süper tespitti

man

.

o kadar hayatlısın

ve o kadar

hayattasın ki

öleceğimizi unutturuyorsun

farkında olarak hem de

wisdom, my friend, lies more than you should

i have words to mean

and meanings to deal.

quote_alıntırilili_alın_terinizi silin

abi hayatımdan o kadar çok çıkardım ki herkesi, kendim bile….”

and i make up some of these. as ınsesnble i am.

thank you for being.

and accepting, as

such a drain in pain

a pain in the heart and mind

easily.

pain in the ass.

“stop your bullshit, i am running”

sensen

sensi

bilite.

i’ll never get touched again

sorry to decypher you anywayz. you are a man of backheadingportraits. i know

tolerance. is. or might.

be to drive some intolerant to drive crazy.

thankie man. for giving me thah state of the art of hate and tolerance. that you have.

and

again

thank you for ignoring me in silence. with loud but least words you mean.

oh. i am so mean

“most of the time”

_______

im sorry i have to go

if meanings are too slow

and mean nothing at all

and if thy morning has come to go

wouşşd there be another me or you

to

flow?

____algıdan algea’ya translatum:

hissettiğin dilde dillen.

ya da sevme dil filan.

sbah oldu.

gece yıldızlarını çoktan kabarttı.

bir sonrakine.

kolay gel. kolay git.

ama gitme. aman kalma.

günanay.

ve iyi ki var_mış.

-mışlı geçmiş zamanın, çevrilemez dillerinde,

gelip geçilemez olur idük.

gelir idünüz. geçemez idük.

ama yine de

sağlıcakla

solllucakla der idik.

çünkü, güneş bir tur daha atardı üstümüzde.

yıldızlar parlasın, biz terleyelim,

ama gecemizde yıldızlar, kanat çırpsın your gun niyetine

diye.

hep olun.

ya da olmayın.

uzamasın artık.

________

kısalmasın da =D

pyjama_man

one

two

whee. its all right mate (;

i have

only

one more meaning left

for the words

l_v_. l_f_. i hardly pronounce. to remember.

now.

relatives. which we do not choose. we already have. which we may produce. and again.

in turkish

5veya3 harfli kelimeler için tek anlamım kaldı

küçük detaylardan

beklenmeyen anlarda

kelimesiz anlamları kelimeye dökebilen

yakınlarımız

tercih edebileceklerimizden öte

var olanlar.

i love the pyjaman simplicity. i adore my sis’. eye adores his. i am blinking to life by who?

k.i.s.s.

(keep it simple, stupid)

dial_odds

*do you beer?

-yes i do

*right now what do you wear?

-a costume of a bear

*don’t you dare

-won’t i dear?

*are you here?

-i am near

*can i hear?

-i wouldn’t care

*could you bear?

-syllable

*silly bill

-fillable

*gapped

-trapped

*..

-.

*would you mind if i don’t mind

-like i ever minded your insight

*do you?

-no, i do.