subject_less :: öznel_siz

türkçenin bir avantajını farkettim. cinsiyet belirtmeksizin üçüncü tekil şahıslardan bahsedebiliyoruz. deneyelim. yok yok.

” bir yudum daha içti, etrafına bakındı, bıkkındı bıkanlardan, bıkabilme olasılıklarından. gülümsedi, sorulara cevaplar verdi. ”

” _ takes another dip, _looks around, _ was bored of bored ones, possibility of getting bored, the probability of boredom. _ smiles, and _ answered questions. ”

yok yok. it works both ways.

there is no exact translation for the word ‘yok’. does ‘not exist’.

polysyllabic spree

“… You’re half-expecting someone to point out that back in the day he used to write books that sold for a tenner, and now they’ve gone up to seventeen quid.

What he’s doing, of course, is the only thing a writer can do: he’s writing the books that he wants, in the way he wants to. He wants to write about different things, and to add something to the natural talent that produced those early books… So where does this leave us to?”

“… Thosee of you who like to imagine that the literary world is a vast conspiracy run by a tiny yet elite cabal will not be surprised to learn that I read R.R.’s book because S. recommended it, and she happened to have an advance copy because R. is a friend of hers. So, to recap: a friend of mine who’s just written a book which I read and loved and have written about gives me a book by a friend of hers which she loved, so I read it and then write about it. See how it works? Oh, you’ve got no chance if you have no connection with One of Us…. You’re doomed to poverty and obscurity, all of you.”

Nick Hornby

The Complete Polysyllabic Spree

gentle art of making enemies

i have faith, no more =)

they were right. i’m on the left.

please be genuine. ingenious to yourselves.

behave.

shave the words so meanings will appear.

go.

please just go.

whilst listening,

please learn to speak.

i repeat.

nothing is identically the same. yet not different at all.

but

VARIOUS.

please find the missing variables of you or what you are not.

and/or again,

shut yourself/before any worse silence comes over your death.

“(theres always an easy way out)
(theres always an easy way out)
(you need something wet in your mouth)
(you need something wet in your mouth)

Never felt this much alive”

kime güller bahçesi

zamanın oluşuna halı sermişler. üzerinden oluşlar geçsindiye. gelişine gelsin, gidişine gitsin diye.

kırmızı halılar, gül bahçeleri.

varlıklarımızı birbirimize armağan ettikten sonra, birileri mutlaka o halıları rulolayıp katlayıp, bir yenisine srmek üzere kaldırıverecek rafların birine.

önemli olan o yoldan yürüyebilmekmiş halbuki.

kim toplayacak diye bakmadan.

bak yürümüş, geçmiş bile birileri. gel beraber yürüyelim desem, topluyorlar bile o halıyı

manen nicelerine, madden niteliklilerine varılmalı çoğu zaman yanından geçişlerimizin, hayata dair olanların. her ümitsizlik başlangıcı, yeni bir mutluluk acısıdır diyelim.

geçelim.

serin abi halıyı, toplamayın. geçiyorum ben.

re_defining, de_refined

30/06/08 – 19.48

definition of joy and loneliness

frambuazlı turtacıklar, çay, sigara, mlue :)

( yol mırıltısı diye hazırladığım playlist. upuzun. güzel ve naif bi liste oldu. en iyi compilation’ımı kendi kendiliğime hazırladım yine. içimdeki bilinmeyen’e…)


İ’nin seneler önce verdiği kalem (hiç kaybetmedim)

G’nin senelerce didinip hazırladığı teras (gün batımını hiç kaybetmedi)

İ’nin yillarca sahip olduğu hanlarından hamamlarından, kaybettiğini sandığı, bana verdiğiini hatırlamadığı, turkuvaz-yeşilimsi 3 aşamalı, döner başlı, anonim marka fan. (havasını hiç kaybetmedi, favorim, hala bana üfler efil efil dertlerini)

İ’nin (yine) verdiği, değiştirdiğim 3 ev boyunca (newerlife-oldhabits-somtehings gotta change), hep kaybettim diye aranıp durduğum “stinkfist” lakapli, G’nin kontrolsüzce çekmecelerinden çıkan çakım. (hiç kaybolmasa?) ((karelerine ayrı hastayız))

((bu ayrılıklardan usanamamış objelerin, ayrılıklarından usanmış bir çiftin hayatlarında içiçe geçmişliğinden haberdar olmak ilginç. biz çocuklar, herşeyi biliyoruz))

ve iflah olmaz hüzün. ve zamanın tanımlanamaz yok oluşu. tarih atmayı hatırlayışım.

es kazalarım. eş anlamlarım. anlamlar dolusu boş kelimelerim. dolu düşünmelerim. boş konuşmalarım.

bir “sen” in oluşundan bi’haberim.

esas kendimi kaybedişimden bir de. (hiç kaybetmedim)

iflah olmaz hüznüm. “bir gün” diye iç çekişlerim. suya doğru yürürken, hepsini biriktirmelerim aklımda balon balon. elimin kolumun farkına varmadan ceplerimi karıştırmalarım. kenara gelişim. … suya çarpış anım. yeni bir rahim. sakin. derin. serin. sesessiz. sensiz. bensiz. hissiz. kendine özgü. medniden gayrı. durmak. istemek. istemeyi durdurmak…keşke boğulabilsem deyip su yüzeyi tekrar. su yüzeyinde “ne yani, sen şimdi bunun içinde durabiliyosun da, şuna (yelkenliyi göstererek) çıkınca mı korkuyosun bundan?” soruma aldığım, kulakçığına kaçmış suyu naif bir çabayla çıkarmaya uğraşıp, usulca “hı hı…” deyişi. dünya üzerinde ne yalnız, ne çaresiz oluduğunu, hiçbir zaman, şu an’a hazır olmadığımı anlayışım. hazır ol(a)mayanlara saldırışım. hazır olanlara aldırmayışım. eskilerim. yenileyemeyenlerim. sevgilerim. sevgilileyememelerim.

şimdi tekrar. suda sırtüstü. yatmak. bir melodi dipten. ah keşke notasyonu unutmasam deyişim. kulağım suyun içinde, duyduğum şey ya dinlediğimi anlarsa diye ürküşüm. iş_güç_ilişki_gülünçkü, “neden-çünkü” lere, “bir gün” “ne de olsa” eyişlerim. derin nefes alıp şimdi aniden. gözlerimi açıp. tüm gücümle havayı dışarı bırakıp… ağırca dibe batışım. yeryüzünü yere, gökyüzünü her yere. yeni. bir. rahim. sakin. hakim. calm.

deep.

önce kıçımın dibe deyişi. kıçüstü batmak-götkafalı deyişim. suyun içinde kahkaha atmanın zorluğunu tekrar hatırlayışım. yüzeyde anlamsız bakışlar. öksürüyorum.

aslında hiçbirşeye hazır değilken, neymiş acaba bu telaşem?

kabul. hazır değilim. olana kadar da zarar vermekten kaçmak durumundayım herşeyden. olduğum kişi olmaktan yorulmuşum. yoruluşum.

farkında mısın herkimdi isen sev_gilly? yine koskocaman bir hiçmişim. yine yokmuşsun. olmayışına, olmayışlının şıklığına hayranmışım. yine şekilden şekile, anlamdan anlama, durumdan duruma bürünmüşsün. bir sen yokmuşsun sahiden. kaçıvermişim yokluğundan.

tekrar tanımlayalım, harf çorbalsındaki anlamları madem. güneşe uzuncana baktım demin. gözüm ışık sarhoşu. gözümle güneşe ısrar etmenin alemi yok. ısrarcı p.çin tekiyim. kendime ısrar etme demek gibi bir ısarırm yok niyeyse. olduğum kişi olmaktan, tekrar yoruluyorum.olamayacağım kişi her kimse artık, bırakıyorum, varsın, olamayayım.

•sebebiyet verdiği kırgınlıklar; şahısların, itraflarını ikinci veya üçüncü tekil şahıs ağzıyla üzerinden yapmalarını sağlıyor.

sebebiyet verdiğim kırgınlıklara itirafım,

olduğum-olamadığı. olmayayım. varsın.

saatim, zamanın çok gerisinde takılıp kalmış. kendime, böyle olmak iyiyken, herşeyi yıkımlara sürüklemek aynı tiktaklarda.

the re_definition now and again.

joy of boredom or nothing.

kahve(kopkoyu, hazır kaynamış suya, porselen su bardağına)((süt/krema bulunamadı, sütlü kahve renk bardağa o yüzden))

su(beyaz olana)

sıcak(terletmeyenlerinden ne hikmetse. bünye iç huzurunu sağladı. algılar ağladı)

komacan aaç ( … )

minderler(…)

kaybettim sandığım turuncu çakmak

1 tabla sigara

gülümseyen günaydınlar (zorlamadan olanlardan)((zorlama olmayan samimi tebessümler))(((huzur, insanın kendini yaşattığı yerde, hem de ölü hissedebileceği kadar)))

bir iflah olmaz  romantiğin askerlik anıları( ‘ben demiştim’ dolu)

ölü bir arı

su… suu…. su.

now i can totally ignore myself. in the meanings/foundings/lossses of joy&boredom.

bir ağacın dalında, bir yıldız görebildiysem,

bi’dostun

pi sayısını duvara

toslattığı rekarelerinin (r2)

bulamadığım, aramadığım kafiyelerinin

ağacının en yüksek dalında görmüşümdür.

o yıldızı oraya ben ağlamadım, tebessümle seyredebilmek için.

want to be an anteater

http://www.12ozprophet.com/forum/showthread.php?t=129670

after being a penguin first.

( • I O ) @ charlar’s says: (4:30:22 PM)
baksana gönderdim linke
( • I O ) @ charlar’s says: (4:30:30 PM)
dddaaallldım daaldımk çok komik
_ says: (4:30:37 PM)
ahueha
_ says: (4:30:47 PM)
jim morison ın karınca yiyen hali
( • I O ) @ charlar’s says: (4:30:56 PM)
hahahaha süper tespitti

man

.

o kadar hayatlısın

ve o kadar

hayattasın ki

öleceğimizi unutturuyorsun

farkında olarak hem de

wisdom, my friend, lies more than you should

i have words to mean

and meanings to deal.

quote_alıntırilili_alın_terinizi silin

abi hayatımdan o kadar çok çıkardım ki herkesi, kendim bile….”

and i make up some of these. as ınsesnble i am.

thank you for being.

and accepting, as

such a drain in pain

a pain in the heart and mind

easily.

pain in the ass.

“stop your bullshit, i am running”

sensen

sensi

bilite.

i’ll never get touched again

sorry to decypher you anywayz. you are a man of backheadingportraits. i know

tolerance. is. or might.

be to drive some intolerant to drive crazy.

thankie man. for giving me thah state of the art of hate and tolerance. that you have.

and

again

thank you for ignoring me in silence. with loud but least words you mean.

oh. i am so mean

“most of the time”

_______

im sorry i have to go

if meanings are too slow

and mean nothing at all

and if thy morning has come to go

wouşşd there be another me or you

to

flow?

____algıdan algea’ya translatum:

hissettiğin dilde dillen.

ya da sevme dil filan.

sbah oldu.

gece yıldızlarını çoktan kabarttı.

bir sonrakine.

kolay gel. kolay git.

ama gitme. aman kalma.

günanay.

ve iyi ki var_mış.

-mışlı geçmiş zamanın, çevrilemez dillerinde,

gelip geçilemez olur idük.

gelir idünüz. geçemez idük.

ama yine de

sağlıcakla

solllucakla der idik.

çünkü, güneş bir tur daha atardı üstümüzde.

yıldızlar parlasın, biz terleyelim,

ama gecemizde yıldızlar, kanat çırpsın your gun niyetine

diye.

hep olun.

ya da olmayın.

uzamasın artık.

________

kısalmasın da =D

pyjama_man

one

two

whee. its all right mate (;

i have

only

one more meaning left

for the words

l_v_. l_f_. i hardly pronounce. to remember.

now.

relatives. which we do not choose. we already have. which we may produce. and again.

in turkish

5veya3 harfli kelimeler için tek anlamım kaldı

küçük detaylardan

beklenmeyen anlarda

kelimesiz anlamları kelimeye dökebilen

yakınlarımız

tercih edebileceklerimizden öte

var olanlar.

i love the pyjaman simplicity. i adore my sis’. eye adores his. i am blinking to life by who?

k.i.s.s.

(keep it simple, stupid)

dial_odds

*do you beer?

-yes i do

*right now what do you wear?

-a costume of a bear

*don’t you dare

-won’t i dear?

*are you here?

-i am near

*can i hear?

-i wouldn’t care

*could you bear?

-syllable

*silly bill

-fillable

*gapped

-trapped

*..

-.

*would you mind if i don’t mind

-like i ever minded your insight

*do you?

-no, i do.

mis_coupling

this piece of writing, is not new, but i can not remember who wrote and leave this to me. i remember, i had written and drawn things at the back of this piece (peaceful) paper, way back at my old house. while moving, i can not leave my dirt anywhere. new home with old habbits, is not a newer life.

in the evening i found some of my writings and stuff on the back of this paper. in the evening i saw this side. in the morning. it was still there.

whoever the owner of that writing was,

i respect. thank you.

thank you for making me forget you easier. i don’t have hard time forgetting things, things i ive, peolle i experience. i drink and forget. idrink and can not forget mostly too. thank you for making this exceptional. :) and if you read this, don’t come around, reminding yourself.

__________________

here is what i can not respect.

“She roams restlessly about
She wears her sweater inside-out
She’s bewildered and led astray
She brought the wrong books for school today

Her black umbrella is opened up
She hasn’t noticed the rain has stopped
She talks with people who aren’t there
She looks through glasses she doesn’t wear

Like melted chocolate ice
Like withered edelweiss
She’s winged and yet she flies
Like a naked clown lacking her disguise

She is grateful for the clouceur
But the prize is not for her
She’s laid open to attack
When the door locks behind her back

As she waves her magic wand
there’s a whisper of despond
She is painfully unaware
That the rabbit isn’t there”

with respect

no more respect. “technically” i can not respect.

technically!

¿  !?   ¿

beware! the moon!

nefis bi insan, avrupa turunda yakalamış. aynen alıntılayarak veriyorum.

_ says:

dün gece sokakta kaldım lan

_ says:
sbaha kadar dolastım biraz korktum

_ says:

burda bi hiçim ben
Transfer of file “IMG_3237.JPG” from _ has been accepted. Starting transfer…
( • I O )
saççççmalama
( • I O )
biz   ___’la sokakta uyuduk olm
( • I O )
bibok olmaz
( • I O )
burada sokakta kalsaydın nolcaktı? biri ırzına geçicekti
( • I O )
korkunun ecele faydası yok.
( • I O )
helal olsun sana
_ says:
olmadı zaten ya ama biraz hüzünlendim ya dolunay vardı ve bütün sevgililer spastik spastik parkta dolasıodu ben yalızdım lan ona ağladım yoksa bi bok olicaından diil bi zenci peşime takıldı calıcak şeylerimi die  korktum ama i am scared and i am not interested in you please leave me alone dedim- gtiit:=)
( • I O )
ne güzel işte baksana
( • I O )
ne kadar kibar.
( • I O )
gitmiş işte
( • I O )
burada ne olacaktı.
( • I O )
amınakodumunkarıı ne konuşuyon ingilizce skecem aç bacaanı dicekti zenci bile olsa türk çıkacaktı!
( • I O )
:D
( • I O )
süpersin. seviyorum seni _.
( • I O ) müsadenle bu log’u blogumda kullanıcam

“i am scared and i am not interested in you please leave me alone”

there is full moon in each of us. and yet, there is no dark side of the moon really. matter of fact, the moon is all dark.

good food

I have come curiously close to the end, though
Beneath my self indulgent pitiful hole. defeated i
Concede and move closer. I may find comfort here
I may find peace within the emptiness. how pitiful.

Its calling me

büyük katliamları küçük insanlar yaratır. yaşayan canlı bir küçük katliamım ben. yaklaşanları yakarım. uzaklaşanları yakarım. ikisini de yapamayanları iyicene yakarım.

ilgi, verildiğinde şımartılan, istenildiğinde bulunamayan bir aracı his. aracın ta kendisi hatta. nefret etmek, derin sevginin dış göstergesiyse, ilginizden nefret ediyorum. yakarım çünkü. varlığınızın sebebiyetlerinde boğulursunuz umarım. nefret ediyorum çünkü. yaktığım için de.

hep aynı yerlerde yüzmekten sıkılıyorum. her yeni insanda yeni bir balıkçılık yaşamak can sıkıcı. yorucu. sıkıntımmdan ayrılmak ise daha da sıkıcı. yakıcı hatta. yıkıcı.

varsın olsun. ne hakla herkeste, herkese sunmadığım oyuncaklarımla oynama iddiası bulunabiliyor? ve bunu sahiden de sunduğum her yitik ruh, neden sersemliklerinden kanatıyorlar? her oyuncak kırılır. ve biliriz ki kırılmış oyuncakların yerini de hiçbirşey dolduramaz. yeni oyuncak mı dediniz? almayayım. ben kırıklarımla devam edebilirim. can sıkıcı, iç yakıcı, nev-i şahsıma münhassır yıkıcılığımla hem de.

her dağ çiçeği kendini yalnız hisseder. ta ki dağın ne kadar yalnız olduğunu küçük bir tepe ona söyleyene kadar.

kelimelerle kelebekler yaratabilir her zihin. fakat hiç bir kelebeğin kanatlarını sıfırdan oluşturamaz o kelimeler. çok mu romantik? çok mu melankolik? bunların her biri birer tanım mı? tanımsız kalamıyorlar mı?? tanımlamak, bağlamak mı? ‘possession’ mu?

bağımlılık, herşey ise, bağımsızlık düşkünlüğü, herşeyden de beterdir. bağımsızlık bağımlılığı diyelim. hiçbirşey, herşeyden daha fazla olamıyor çünkü.

nefret de öyle.

umutsuzluğa kapılmış yitik ruhlara her çatışımda kendimden bir parça daha buluyorum. parça, paçavra.

umutsuzluğa kapılmışlık iyi veya kötü birşey değil. yitiklik herhangi birşey üstelik.

fakat, her bu çatışlarda, çatışmaların ağırlığından yoruluyorum.

halbuki hafif birçok şey.

neden bunca hüzünler? karar vermeler? karalamalar? ama’lar, belki’ler?

kararsız hiçbir yitik ruh, umutsuz olmaktan çıkmaya karar vermediği sürece yer edinmesin artık etrafımda. ne içimde ne dışımda.

zırh. komiklik.

zırh değil bunlar. dışta gülünç çünkü içi çok aı.

değil efendim. eskimiş bir palyaço hikayesi o. dalga geçme özgürlüğü, çok acılar çekmeyi gerektirmez geçmişlerde gelemeyeceklerde.

ve ben palyaçolardan nefret ederim. olmayacağım için de değil. acınası olduklarıdna hiç değil

palyaço mu dediniz? gerizekalısınız sanırım. derim.

olmamış geçmişlerinden, gelemeyecek geleceklerine üzülenlerden değilim ben. olamam da kimse için.

üzülerek o anı değerlendirmek isteyenler mi dediniz?

yakarım.

uzak durun. kendinizden. çünkü kendinize vermekle mükellef olduğunuz zarar, etrafınızı yakıp yıkıyor.

sizi sevmiyor diye birilerine bağlanıyorsanız, kendinizden uzak durun. sizi sevmedi diye birilerindenn nefret ediyorsanız, yine rica ediyorum, yo, rica etmiyorum, uzak durun. hiçbir hissin sebebi bir başka his değildir çünkü.

kendinizi sevdirirsiniz. nefret ettirirsiniz. ya da olursunuz da olmakla kalırsınız. biri olmadı diye öbürü oluşmaz.

benim yıkıcılığım mı dediniz?

yakarım.


Is something wrong, she said
Well of course there is
Youre still alive, she said
Oh, and do I deserve to be
Is that the question
And if so…if so…who answers…who answers…

a_post_re:

i was never meant to know anyone. neither myself. been in this deep silence for a long time now. had my life lived on but not by setting examples. hands can’t hit, what the eyes can’t see. brain can’t feel if the heart don’t beat. i am making my path longer, than i used to. i wander around the meanings, i wasn’t used to. i am not used to being used. neither to be get used to. though never decisively addicted, had always been somehow unfamiliar. now that i know, somehow it’s been shared all along. no darkness belongs to only one. nor does the light stand for everyone. i’ve never been foretold, what i used to foretell. how hard it has always been to admit. being so direct. had always been drowning in my own mis-judgement.

and been living a lie. lying on a life. reliably annoying. seemlessly cruel. had always been unaware of how i might become so vulnerable. now that i seem to have dig it. i’ll keep diggin’.
words resemble
words get together
and mean a thing.
i know i’ll live this over and over again
the whole package, the whole happiness
the whole exhausting experience.
but i did my promise in my heart
feeling like decades ago

“the next time you fool broken heart;
you encounter another
the other. the alienated. the dark inside shiny outside
don’t you think
a
not
her
again

just
keep still,
and calm down.”

now that i know, being fooled around again. gonna bleed with the endless greed. mind games for soulfools. food for soul. sour soul food. soup for fool. have my things brained, relieves revealed. so please before you think, you know me. or at least befoye you think, i know you. if you’re welcome, try not to be ignorant on that. know yourself better than i would. it ain’t always true, what you don’t know, should fear you. because, i ain’t the one to overcome the reality of knowledge. i choose to forget, to re-experience. i even forget, that i decide to forget. i unlearn the meaning of forgetting. though had bleeded too many times in deep. i had my own memories of what not to and how not to forget. i feel, having less space and too short time to remember all the rest. please don’t pity me, if i realize me, pitying you. (which i never did) . just because, resemblance doesn’t solve another lock, but claims another lock, broken.

i fill up with with the newer boredom. the boredom of the shape of things to come.

“Just let the light touch you
And let the words spill thorough
Just let them pass right through,
Bringing out our hope and reason.

Before we pine away.”

alışkanlıklarımı hatırlatıyor. alışmakdan kaçırıyorken kendimi.
yürüdüğüm yolları uzatıp, kendime gelişlerimden uzaklaşıyorum.

hayır

sana, ona, bir başkasına değil.

hoşluğun getirdiği sersemliğe kızıyorum.

sokaklar dolusu içim dışım.

kimseyi korkutmadan usulca geziniyorum pencere aralıklarında. birilerini korkutmak, korkutuyor yeterince.

halbuki korkularımızla dalga geçmek de var.

gölgelerden şekiller anlamlar çıkarıp,

kopmak bu gerçeklik dediğimiz sahtekarlıktan.
ama unutmamak lazım.

ışık olma’d’an yere,

gölge düşmüyor.

bekliyorum. ilerliyorum.

ne git, ne kal diyorum.

ne gidiyor. ne kalabiliyorum.

kaçıyorsun.

her kaçışın benden, bana doğru.

önlemler, yönelimleri değiştiremiyor yine.

yeni_yeniden_yineleyerek

sendeletiyor kendikendimeliğimi.

o zaman varsın olsun. buralardan her yöne doğru.

verilenler alınlanların sağlaması olsun. koskocaman yutukunuvereyim zamanın sarhoşluğuna. patavatsızca kandırışlarına, bir benzerin, benzerlikten öte olamayışına. hayranlıkların, gönül ayranlıklarına tuz serpişlerine.

her başlangıcın. son gelişlerine.

wise_versa

“Sevgililerimizi elimizden kaçırmaktan ölesiye korktuğumuz için onlardan gelecek değişime inatla direniriz, oysa belki de aşkla beraber gelen değişim tek kurtarıcımız olacak hayatta”

Gail to Ömer

____________
Araf_E.Ş.

stabilitesi değişim olan bir mantalitenin, sadece üç harfli bir kelime ile kurtarılabileceğine inancım (artık_pek) yok sanırım. yine gündüz vassaffı anmak istiyorum. keza, e.ş.’ın hayalgücünden fırlamış böyle bir kadın. iiymiş. everet.

okul dönemimdeyken birisini birine sormuştum. “önce çok seversin, sonra nefret edersin, sonra da nötr kalırsın” demişti. o’nunla herkes aynı şeyi yaşarmış. bi progressmiş bu.

ben ilk iki phase’i atlayıp nötrlüğe geçmiştim.

hayatın kendisini yırtamıyorsak, bırakalım hayat bizi yırtsın.

farewell v2.0

whatever

fair enough. every other heart beat is another shout out of heart broken bell ring. fairy enough, long a tale, lingalong tail with a feary jelly belly.

nobody ever cared.

i grieve.

i asked not to bite. if to be bitten, please just don’t spit hard on the ground. if to be done. i asked gently in my own harmful ways. my manners. nothing matters.

tales from above and below. no expectation is greater exception. acceptance of the exactness. tails on my belly tinkywinkywapities. is this fair? is that a fake fairy again? let’s assume it ain’t.

a fairy tale. a fare well tail.

i’m a killer baby. so why don’t you lose me.

stories from the other side to here. says mark sandman is happy with jeff there. and they write stories to the other side. that side is where we stand still. they have fun in their tinkerbellyjellyfishes. lalala. lilili. now having all those done, please go. but don’t hurt. bite. but please don’t spit. i’ll live my own story, for my own mindchilds. ain’t no good, ain’t no bad. it’s just it. just. that. it. i should have seen this coming to me. i should have seen me again, in such silly misery. no this is not dark. just the opposite of it though.

anyone ready to be fooled around? this is another ending, that couldn’t even begin.

cold is good. where did this sun come around and shone directly in to my eyes to blind me then? take your light and heat and please just go.

i am not welcome here anymore. i have never been. i got that now. i don’t need any privilege for anyone else’s time. i never had that. don’t want it anymore. i see, i am the jellybelly getalong-livealone one. i have to be. though i choose not to be.

but this heart is no good place to just kiddlewiddlepunchpokeanddance. it is not a room. it is an organ goddamnit.

wh queries. no answers please.

hence in between ice and over ice

When faced with untenable alternatives you should consider your imperative.”

every ‘thing’ exists, hence there is co-existence.

never run without fighting. never fight, while running.

well, better not fight at all. “life is too short to be pissed off all the time”.

black is there because there is white.

there is one, against -1.

that makes two. although there’s you.

now taking a detour in the ocean of endless meanings, wordless feelings, and re-discovering what is unlearnt, every other meaning is closer to their ends. every other me is there.

…Each time this identity announces itself, someone or something cries: Look out for the trap, you’re caught. Take off, get free, disengage yourself...” “…I never give in to the temptation to be difficult just for the sake of being difficult. That would be too ridiculous...”  “…I believe it is always a writer who is accused of being someone who is engaged in an explanation with language, the economy of language...”

-J.D.

far is meaningful, hence we have near.

can you hear? are you there?

from where–
did all this come?

where to

from here?