re_defining, de_refined

30/06/08 – 19.48

definition of joy and loneliness

frambuazlı turtacıklar, çay, sigara, mlue :)

( yol mırıltısı diye hazırladığım playlist. upuzun. güzel ve naif bi liste oldu. en iyi compilation’ımı kendi kendiliğime hazırladım yine. içimdeki bilinmeyen’e…)


İ’nin seneler önce verdiği kalem (hiç kaybetmedim)

G’nin senelerce didinip hazırladığı teras (gün batımını hiç kaybetmedi)

İ’nin yillarca sahip olduğu hanlarından hamamlarından, kaybettiğini sandığı, bana verdiğiini hatırlamadığı, turkuvaz-yeşilimsi 3 aşamalı, döner başlı, anonim marka fan. (havasını hiç kaybetmedi, favorim, hala bana üfler efil efil dertlerini)

İ’nin (yine) verdiği, değiştirdiğim 3 ev boyunca (newerlife-oldhabits-somtehings gotta change), hep kaybettim diye aranıp durduğum “stinkfist” lakapli, G’nin kontrolsüzce çekmecelerinden çıkan çakım. (hiç kaybolmasa?) ((karelerine ayrı hastayız))

((bu ayrılıklardan usanamamış objelerin, ayrılıklarından usanmış bir çiftin hayatlarında içiçe geçmişliğinden haberdar olmak ilginç. biz çocuklar, herşeyi biliyoruz))

ve iflah olmaz hüzün. ve zamanın tanımlanamaz yok oluşu. tarih atmayı hatırlayışım.

es kazalarım. eş anlamlarım. anlamlar dolusu boş kelimelerim. dolu düşünmelerim. boş konuşmalarım.

bir “sen” in oluşundan bi’haberim.

esas kendimi kaybedişimden bir de. (hiç kaybetmedim)

iflah olmaz hüznüm. “bir gün” diye iç çekişlerim. suya doğru yürürken, hepsini biriktirmelerim aklımda balon balon. elimin kolumun farkına varmadan ceplerimi karıştırmalarım. kenara gelişim. … suya çarpış anım. yeni bir rahim. sakin. derin. serin. sesessiz. sensiz. bensiz. hissiz. kendine özgü. medniden gayrı. durmak. istemek. istemeyi durdurmak…keşke boğulabilsem deyip su yüzeyi tekrar. su yüzeyinde “ne yani, sen şimdi bunun içinde durabiliyosun da, şuna (yelkenliyi göstererek) çıkınca mı korkuyosun bundan?” soruma aldığım, kulakçığına kaçmış suyu naif bir çabayla çıkarmaya uğraşıp, usulca “hı hı…” deyişi. dünya üzerinde ne yalnız, ne çaresiz oluduğunu, hiçbir zaman, şu an’a hazır olmadığımı anlayışım. hazır ol(a)mayanlara saldırışım. hazır olanlara aldırmayışım. eskilerim. yenileyemeyenlerim. sevgilerim. sevgilileyememelerim.

şimdi tekrar. suda sırtüstü. yatmak. bir melodi dipten. ah keşke notasyonu unutmasam deyişim. kulağım suyun içinde, duyduğum şey ya dinlediğimi anlarsa diye ürküşüm. iş_güç_ilişki_gülünçkü, “neden-çünkü” lere, “bir gün” “ne de olsa” eyişlerim. derin nefes alıp şimdi aniden. gözlerimi açıp. tüm gücümle havayı dışarı bırakıp… ağırca dibe batışım. yeryüzünü yere, gökyüzünü her yere. yeni. bir. rahim. sakin. hakim. calm.

deep.

önce kıçımın dibe deyişi. kıçüstü batmak-götkafalı deyişim. suyun içinde kahkaha atmanın zorluğunu tekrar hatırlayışım. yüzeyde anlamsız bakışlar. öksürüyorum.

aslında hiçbirşeye hazır değilken, neymiş acaba bu telaşem?

kabul. hazır değilim. olana kadar da zarar vermekten kaçmak durumundayım herşeyden. olduğum kişi olmaktan yorulmuşum. yoruluşum.

farkında mısın herkimdi isen sev_gilly? yine koskocaman bir hiçmişim. yine yokmuşsun. olmayışına, olmayışlının şıklığına hayranmışım. yine şekilden şekile, anlamdan anlama, durumdan duruma bürünmüşsün. bir sen yokmuşsun sahiden. kaçıvermişim yokluğundan.

tekrar tanımlayalım, harf çorbalsındaki anlamları madem. güneşe uzuncana baktım demin. gözüm ışık sarhoşu. gözümle güneşe ısrar etmenin alemi yok. ısrarcı p.çin tekiyim. kendime ısrar etme demek gibi bir ısarırm yok niyeyse. olduğum kişi olmaktan, tekrar yoruluyorum.olamayacağım kişi her kimse artık, bırakıyorum, varsın, olamayayım.

•sebebiyet verdiği kırgınlıklar; şahısların, itraflarını ikinci veya üçüncü tekil şahıs ağzıyla üzerinden yapmalarını sağlıyor.

sebebiyet verdiğim kırgınlıklara itirafım,

olduğum-olamadığı. olmayayım. varsın.

saatim, zamanın çok gerisinde takılıp kalmış. kendime, böyle olmak iyiyken, herşeyi yıkımlara sürüklemek aynı tiktaklarda.

the re_definition now and again.

joy of boredom or nothing.

kahve(kopkoyu, hazır kaynamış suya, porselen su bardağına)((süt/krema bulunamadı, sütlü kahve renk bardağa o yüzden))

su(beyaz olana)

sıcak(terletmeyenlerinden ne hikmetse. bünye iç huzurunu sağladı. algılar ağladı)

komacan aaç ( … )

minderler(…)

kaybettim sandığım turuncu çakmak

1 tabla sigara

gülümseyen günaydınlar (zorlamadan olanlardan)((zorlama olmayan samimi tebessümler))(((huzur, insanın kendini yaşattığı yerde, hem de ölü hissedebileceği kadar)))

bir iflah olmaz  romantiğin askerlik anıları( ‘ben demiştim’ dolu)

ölü bir arı

su… suu…. su.

now i can totally ignore myself. in the meanings/foundings/lossses of joy&boredom.

bir ağacın dalında, bir yıldız görebildiysem,

bi’dostun

pi sayısını duvara

toslattığı rekarelerinin (r2)

bulamadığım, aramadığım kafiyelerinin

ağacının en yüksek dalında görmüşümdür.

o yıldızı oraya ben ağlamadım, tebessümle seyredebilmek için.

Leave a Reply