hürniyet’e

uyandım… uyuyamadım.

n’olacak bu memleketin hali demekten kendimi alamadım. alamamışken kendimi, dışarı attım bünyeyi. kendimden çok umursadığımdan değil. kaçabilmek için. kendimle memleket meselelerini özdeşleştirmekten kaçamadım.

kaçamadım bu ülkeden. sevdiğimden mi bir .ok olamamasından mı. kendimden kaçamadım… kendimi yine memleket bohemi olmaktan kurtaramadım. memleketi de kaçışımı da ayrıştıramadım.

kaçamadım bu ülkeden. bu ülke kaçamadı kendiliğinden.

kendiliğinden oluşlara göz yumuşlarından.

“şikayet etme oy ver” dediler.

oy verdim. sonrakine koyverdim.

“oy verme şikayet et” dedim içten gizilce.

başkalarına söylemekten kaçamadım.

başkasının söylememesinden uzaklaşamadım.

koşarak gittim. kaçmadım diyelim.

uyudum… uyanamadım.

alt sokakta karakol köşesinde dönen ticarette uyanamadım.

kenar köşedeki can pazarının ortasından geçerken, ortasındakilerin bu memleketin başındakilerinni, ücra köşelerdekileri nasıl uyuttuğuna uyanamadım.

sokaklar dahi kaynarken, nasıl oluyor da bu derece aptalca yönetildiğimize uyanıllmamasına, evet efendiler, ben de; uyanamadım.

havayı soludum. hava global sıjjak. hava başıbağlı özgürlüksüz. hava zehir gibi nakşetmiş kin dolu. havada bir adam, yanında bir kadın, yukarılarında bi ampul. ama karanlık mı karanlık. anlayamadım. ben kim oldum da bunları yazdım.

uyuyamadım. uyanamadım.

valla bilader ben bulamadım.

www.hurniyet.com 

Leave a Reply