good food

I have come curiously close to the end, though
Beneath my self indulgent pitiful hole. defeated i
Concede and move closer. I may find comfort here
I may find peace within the emptiness. how pitiful.

Its calling me

büyük katliamları küçük insanlar yaratır. yaşayan canlı bir küçük katliamım ben. yaklaşanları yakarım. uzaklaşanları yakarım. ikisini de yapamayanları iyicene yakarım.

ilgi, verildiğinde şımartılan, istenildiğinde bulunamayan bir aracı his. aracın ta kendisi hatta. nefret etmek, derin sevginin dış göstergesiyse, ilginizden nefret ediyorum. yakarım çünkü. varlığınızın sebebiyetlerinde boğulursunuz umarım. nefret ediyorum çünkü. yaktığım için de.

hep aynı yerlerde yüzmekten sıkılıyorum. her yeni insanda yeni bir balıkçılık yaşamak can sıkıcı. yorucu. sıkıntımmdan ayrılmak ise daha da sıkıcı. yakıcı hatta. yıkıcı.

varsın olsun. ne hakla herkeste, herkese sunmadığım oyuncaklarımla oynama iddiası bulunabiliyor? ve bunu sahiden de sunduğum her yitik ruh, neden sersemliklerinden kanatıyorlar? her oyuncak kırılır. ve biliriz ki kırılmış oyuncakların yerini de hiçbirşey dolduramaz. yeni oyuncak mı dediniz? almayayım. ben kırıklarımla devam edebilirim. can sıkıcı, iç yakıcı, nev-i şahsıma münhassır yıkıcılığımla hem de.

her dağ çiçeği kendini yalnız hisseder. ta ki dağın ne kadar yalnız olduğunu küçük bir tepe ona söyleyene kadar.

kelimelerle kelebekler yaratabilir her zihin. fakat hiç bir kelebeğin kanatlarını sıfırdan oluşturamaz o kelimeler. çok mu romantik? çok mu melankolik? bunların her biri birer tanım mı? tanımsız kalamıyorlar mı?? tanımlamak, bağlamak mı? ‘possession’ mu?

bağımlılık, herşey ise, bağımsızlık düşkünlüğü, herşeyden de beterdir. bağımsızlık bağımlılığı diyelim. hiçbirşey, herşeyden daha fazla olamıyor çünkü.

nefret de öyle.

umutsuzluğa kapılmış yitik ruhlara her çatışımda kendimden bir parça daha buluyorum. parça, paçavra.

umutsuzluğa kapılmışlık iyi veya kötü birşey değil. yitiklik herhangi birşey üstelik.

fakat, her bu çatışlarda, çatışmaların ağırlığından yoruluyorum.

halbuki hafif birçok şey.

neden bunca hüzünler? karar vermeler? karalamalar? ama’lar, belki’ler?

kararsız hiçbir yitik ruh, umutsuz olmaktan çıkmaya karar vermediği sürece yer edinmesin artık etrafımda. ne içimde ne dışımda.

zırh. komiklik.

zırh değil bunlar. dışta gülünç çünkü içi çok aı.

değil efendim. eskimiş bir palyaço hikayesi o. dalga geçme özgürlüğü, çok acılar çekmeyi gerektirmez geçmişlerde gelemeyeceklerde.

ve ben palyaçolardan nefret ederim. olmayacağım için de değil. acınası olduklarıdna hiç değil

palyaço mu dediniz? gerizekalısınız sanırım. derim.

olmamış geçmişlerinden, gelemeyecek geleceklerine üzülenlerden değilim ben. olamam da kimse için.

üzülerek o anı değerlendirmek isteyenler mi dediniz?

yakarım.

uzak durun. kendinizden. çünkü kendinize vermekle mükellef olduğunuz zarar, etrafınızı yakıp yıkıyor.

sizi sevmiyor diye birilerine bağlanıyorsanız, kendinizden uzak durun. sizi sevmedi diye birilerindenn nefret ediyorsanız, yine rica ediyorum, yo, rica etmiyorum, uzak durun. hiçbir hissin sebebi bir başka his değildir çünkü.

kendinizi sevdirirsiniz. nefret ettirirsiniz. ya da olursunuz da olmakla kalırsınız. biri olmadı diye öbürü oluşmaz.

benim yıkıcılığım mı dediniz?

yakarım.


Is something wrong, she said
Well of course there is
Youre still alive, she said
Oh, and do I deserve to be
Is that the question
And if so…if so…who answers…who answers…

Leave a Reply