for a while

 

burası evet. birilerine ithafen yazdığım şeyler olduğunda üstü kapalı olmasına çalışırken kolay deşifre edilebilsin diye atıflarda bulunduğum bomboş bir duvar.

duvarın tuğlaları kelimeler. anlamları duvara bakanlar çıkarıyor. ben değil. kelimeler değil.

 

son birkaç  ithafımın, yakın zamanda yaşadıklarımla değil, geçen senenin mayıs aylarına (2008 mayısı oluyor kendisi) ve devamında olan olamayanlarla DİREKT alakalı olduklarını,

istemeden içlerine girdiğim, aralarında gezindiğim ve vicdanen asla kendimi iyi hissedemeyeceğim şu geçirdiğim son 3 aylık dönemle uzak yakın ilişkisi olmadığını,

 

sanırım açıkça yazmam gerekiyor.

yazdım. buyrun.

kusurum, özürüm,

kabahatim boyumu boynumu aşmıış gitmiş.

özür dilemek, bağışlanmayı ummak ise, dileyebileceğim tüm özürler, okunan ama anlaşılmaya anlamlarıma-anlamsızlıklarıma dairdir.

 

 

karıştığım, karışıklıklarım, aklım için alenen herkesten bir kerelik daha sessizce beni görmezden gelmelerini rica ederek, çekiliyorum.

this is not a inconvenient situation.

it is just a matter of time. and heat. and accumulation.

“the less room you give me, the more space i’ve got.”

hence, it is not permanent either.

sentences to be spent here, are not easy to be found for the public eye these days.

it is better to silently scream in between words, for those who shout out too loud in between meanings.

try to register. (email me) i don’t need crowded readers, hence “eye” likes silent appreciations.