güle güle kızım

Gece 02:30’da fenalasti. Sabaha karsi, 14 senelik dert ortakligimizi sonlandirdi gitti bebeğim. Seni cok özleyeceğim kızım, “kartopum”, bulut göbeklim, bebeğim…

bugün her zamankinden daha üzgünüm. duygu dalgalanmaları dolu fakat, şimdiden affola. kızımı çok özlüyorum…

1 aydır, deprem sebebiyle, ağlama pınarlarım geceden sabaha gitti. zaten duygusalın tekiyim, üzerine hafızamdaki onca anıda hep olan kızımın yokluğu, aklımda; 1 ayda binlerce canlının yitip gidişiyle birleşti. bilemiyorum. böyle bir zamana denk gelmesi… üzerine oturup yazıp çizmek istiyorum. ne ilgisi var diyen olabilir. demeyebilir. sorun yok.

…fakat yok…
içten üzülmeyi, her an yeni bir şaşkınlık, “bu kadar da olmaz”larla doldurmuşlar ki, biricik ablamın doğum gününün ertesinde olduğuna mı üzüleyim, yoksa alıştırıldığımız bu bipolar topluluk durumuna mı?

“alt tarafı bir kedi ölmüş, duyar kasıyor” diyen insanlarla örülüyüz zaten. burada da böyle anlaşılıp, ters okuma; hatta okuyamama, ya da okuduğunu es geçme üzerinden gidileceğini biliyorum.
14 sene her gece en fazla yastığınız bilir aklınızdakileri… ne eski eşiniz, ne aileniz, ne dostlarınız, hatta ne de kendiniz.
kızım hepsinden bir tık fazla idi.

bir tık fazlam eksildi.

üzgünüm.

öğrettiği “gidebilmeyi” yeniden gösterdiği içinse müteşekkirim.

iyi ki oldun kızım. iyi ki var oldun.

 

02 / 2023

Sessiz şeytanın,
Dili gözünde,
Konuşan iblisin
Sesi dininde.
Dini imanı para olan
Kardeş arar kendine
Akıl, akildan ne ust ne alt

 

#pint #kardeş #deprem #elke #emre #gozde #ibrahim #asli #antakya #guvenmek #hashtag

 

#ablam 

Sessizliği duyamıyoruz: 52h25 için

Sessizliği duyamıyoruz. 

Duyamadığımız sessizliğin içinde türlü çığlıklar, kahkahalar, sessizlikler var üstelik. Yeri geliyor, duyamadığımızın aslında kendi çığlıklarımız olduğunu fark ediyoruz. Ya da kendi çığlıklarımızın duyulmadığından dem vurup, gündelik sessizliğimize dönüyoruz. Duyamadığımız ise çığlıklar arasında sessizlikler. 

52h25 bir, bir araya geliş. 

İlhamını,  tesadüf eseri bulunan “dünyanın en yalnız balinası” lakaplı 52Hz Balinası’ndan alıyor.

Sadece birkaç frekans farkla seslendiği için duyulmayan, hemtürlerinin arasında nice kahkahalar atsa da, çığlık çığlığa ağlasa da, kendi kendine konuşsa da, duyulmayan bir balina.

Bizler, 52H25 olarak, çeşitli oluşlar, duygu durumlar ve teamüllerde var oluşlarımızın, birbirimize dokunduğunu, sessiz çığlıklarımızı duymasak bile birbirimizi anladığımızı, ürettiklerimiz kadar yaşadıklarımızla da hemzemin olabileceğimizi fark etmiş, koskoca okyanusta birkaç balığız-balinayız.

Parantez içlerinde, kendi parantezlerimizde sıkışıp kalmak; bir balinanın okyanusta gözüken kuyruğu olmak yerine, derinlere dalışlarını, tecrübelerini, monologlarını, en nihayetinde görünür-duyulur-tecrübe edilebilir olabileceğini hissettiğimiz üretimlerimizi birbirimizle paylaşmaya karar vereli 2 sene oluyor.

Deneyimlediğimiz tecrübelerde olumlu-olumsuz-tartışmaya açık her türlü konuyu zaman içerisinde, bir başkalarına ne kadar aktaramadığımızı, ne kadar duyulamadığımızı fark ederek, okyanusta bambaşka balinaların olduğunu düşünmeye başladık.

Sosyal çevremizde, ailelerimizde, iş yerlerimizde; gündelik hayat denen saçmalığın, farkına varmamızı engellediği her durumda; maruz kaldığımız tutumlar ve durumları açtık. İrdeledik. Fark ettik ki, bu oluşlar her birimiz için, aslında sessizce içinde büyüttüğü, farklı frekanslarda çığlıklar haline gelmişlerdi. Ya da görünüyorlardı, ancak sıradanlaşmıştı. 

Taciz, cinayetler, cinsiyet ayrımcılığı, ikilik, mobbing, toplum baskısı, “öteki”ilk, nezaket, kabalık, anlaşılmamak, anlayamamak… terimler, kavramlar, birer bulut haline geldiğinde, herbirimiz sadece derinlerden su yüzeyine sıçrayıp, o terimlere basit bir dokunuşla “bunu ben de yaşıyorum” diyebildiğimizi fark ettik.

52H25, bir bir araya geliş.

Sizler de, bu duyumsamalarımızın çıktılarını tecrübe etmeye hoşgeldiniz.

Birbirimizin arasında, ne kadar kalabalık olduğumuzu fark edip, birbirimizi anlayamayacağımız endişesiyle kelimeleri fazlaca tüketmek yerine, bazen, sessizliklerimizi paylaşabileceğimizi düşündüğümüz bir bir araya geliş. 

52H25 bir, bir araya geliş.

Okyanustaki tüm balinaları bekleriz.

 

52h25.com

52H25 için: Sessizliği duyamıyoruz

Sessizliği duyamıyoruz. 

Duyamadığımız sessizliğin içinde türlü çığlıklar, kahkahalar, sessizlikler var üstelik. Yeri geliyor, duyamadığımızın aslında kendi çığlıklarımız olduğunu fark ediyoruz. Ya da kendi çığlıklarımızın duyulmadığından dem vurup, gündelik sessizliğimize dönüyoruz. Duyamadığımız ise çığlıklar arasında sessizlikler. 

52h25 bir, bir araya geliş. 

İlhamını,  tesadüf eseri bulunan “dünyanın en yalnız balinası” lakaplı 52Hz Balinası’ndan alıyor.

Sadece birkaç frekans farkla seslendiği için duyulmayan, hemtürlerinin arasında nice kahkahalar atsa da, çığlık çığlığa ağlasa da, kendi kendine konuşsa da, duyulmayan bir balina.

Bizler, 52H25 olarak, çeşitli oluşlar, duygu durumlar ve teamüllerde var oluşlarımızın, birbirimize dokunduğunu, sessiz çığlıklarımızı duymasak bile birbirimizi anladığımızı, ürettiklerimiz kadar yaşadıklarımızla da hemzemin olabileceğimizi fark etmiş, koskoca okyanusta birkaç balığız-balinayız.

Parantez içlerinde, kendi parantezlerimizde sıkışıp kalmak; bir balinanın okyanusta gözüken kuyruğu olmak yerine, derinlere dalışlarını, tecrübelerini, monologlarını, en nihayetinde görünür-duyulur-tecrübe edilebilir olabileceğini hissettiğimiz üretimlerimizi birbirimizle paylaşmaya karar vereli 2 sene oluyor.

Deneyimlediğimiz tecrübelerde olumlu-olumsuz-tartışmaya açık her türlü konuyu zaman içerisinde, bir başkalarına ne kadar aktaramadığımızı, ne kadar duyulamadığımızı fark ederek, okyanusta bambaşka balinaların olduğunu düşünmeye başladık.

Sosyal çevremizde, ailelerimizde, iş yerlerimizde; gündelik hayat denen saçmalığın, farkına varmamızı engellediği her durumda; maruz kaldığımız tutumlar ve durumları açtık. İrdeledik. Fark ettik ki, bu oluşlar her birimiz için, aslında sessizce içinde büyüttüğü, farklı frekanslarda çığlıklar haline gelmişlerdi. Ya da görünüyorlardı, ancak sıradanlaşmıştı. 

Taciz, cinayetler, cinsiyet ayrımcılığı, ikilik, mobbing, toplum baskısı, “öteki”ilk, nezaket, kabalık, anlaşılmamak, anlayamamak… terimler, kavramlar, birer bulut haline geldiğinde, herbirimiz sadece derinlerden su yüzeyine sıçrayıp, o terimlere basit bir dokunuşla “bunu ben de yaşıyorum” diyebildiğimizi fark ettik.

52H25, bir bir araya geliş.

Sizler de, bu duyumsamalarımızın çıktılarını tecrübe etmeye hoşgeldiniz.

Birbirimizin arasında, ne kadar kalabalık olduğumuzu fark edip, birbirimizi anlayamayacağımız endişesiyle kelimeleri fazlaca tüketmek yerine, bazen, sessizliklerimizi paylaşabileceğimizi düşündüğümüz bir bir araya geliş. 

52H25 bir, bir araya geliş.

Okyanustaki tüm balinaları bekleriz.

 

52h25.com

ay-ıp ?

güney, facebooktan, kendisini hiç tanımayan biri olan bana, para isteyen bir mesaj atmış. looks dummy. saflığım mı çok bariz, yoksa insanlar, herkesi çok salak mı sanmaya devam ediyor, bilemedim.

tuhaf değil mi?

40 yılda toplasan 6 saat gördüğüm birini düşünüyor buluyorum kendimi,

ne yapsam acaba diye.

ayıp, ne demekti?

düşündüklerimiz mi, vakit mi, ay ayol neydi kız mıydı?

 

ne düşündüğümüz ayıp ne istemek.

virgül yok nokta var.

ama düşünmek dediğin, durmuyor yerli yerlinde.

yerlisini yiyem, el de düşünür, yaban da yavan da.

 

eden düşünüyorduk sahi? tesadüfler üstelik.

dubblinn’de oturuyoruz, özgür var, bady’ci eski Guard abi var,

diyor: kamyon şoförü oldu o helal olsun.

aynı günün akşamı. neden? nasıl?

sahi? ne düşünüyorduk? 

ay mı?

IP mı?

 

unlearn.

tamam unuturuz. hatırlamamayı seçeriz. tercihli bilinçsizlik halini tercih ederiz.

update: 18 01 2021

Açıklık mıdır, sevgi sözcükleri kurduğunuz biri varken, bir başkasını düşünmek?

Bir başkalarını düşünmek değil mesele, neyi arzuladığınız ile neyi yaşadığınızı / istediğinizi inkar ediyor olmaktır özü.

Halbuki sevgi sözcüklerinin, bir başkalarına çok çabuk kurulabilir olduğunu düşünerek, sevdiklerinizi yitirmeyi göze almış olmaz mısınız?

Gerçekten kimdir sevdiğiniz? Geçmişinizde hatırladığınız siz mi, gelecekte seveceğiniz bir diğerleri mi?

mevki para makam nihavend

mevkiyi parayla aldığını sanan

parayla mevki sahibi oduğunu düşünen.

 

mevki’nin (param var, ben patronum, yaptırırım)

yolundaki tıkanıklığı bilen bir

emekçi olarak not düşüyorum tarihe.

 

mevki yoktur.

para bir gün var, bir gün yoktur.


para da senindir, mevki de.

ama

sen yoksundur

bir taşın üzerindeki taşı, oynatırsan var olduğunu sanarsın..

 

taş, yoktur. yokluğunu bilir.

mevkili patron hödüklere alenidir.

happying – c’est si ne une pipe

 

we rarely(barely) realize

an ending

a beginning

or maybe

an

—-

as is.

happy endings? new beginnings?


things find their meanings in time

either past or future.

things are not meant to be.

things have meanings

and none of them are there 

to be.


c’est si ne une pipe-

 

 

this happened back in

01 01 202

at  #lastPenny #angara

it was one of the best white russians to have tasted so far.

which was not a white russian :D

it totally was.

no one was lebowski.


now.

#firstMoon

dear.

eta nibeyleya

russkaya

kartina


çocik

made his 2nd drop off the balcony tonight after these.

(13/08/2020)


kızım sadece bakiyoreydi.


this is first moon. amazing.

#firstMoon


kalp de tersken mavi ve kalp olabiliyor, ama

mandalina tersken ve yaprağıyla

olmaz.


Streaming life

Live streaming

Is the next big death.

The nex thing that will die.

It’s dead already, when everyone is doooooooing it.

What comes next?

Manipulating sync. Wait for it.

#everythingkillsthepreviousstar

#video #radio

really, oh… really… oh?

does anyone know,

peter green died.


 

death. you know,

not being capable of doing stuff.

 

did you guys notice, you’re having a little more

digital junk space than

we expected?

do we really care about your photography,

fed on your latest leather watch 

while you shout you are

aware, vegan, sincere?

 

do you think we can resist your impatient constant attention seeking?

no.

simply no.

oh btw,

did you notice the earth

does not give a shite

about your:

@ thing, @ another thing, mentioning hashtaging

blah BLAH 

self ego masturbating stuff?

well

congrats.

keep killing the life,

against embracing your own.

world does not give a shit.

earth never did.

it’s you people,

killing what’s there to live,

then complain when there’s none to be in.


 

Did anyone knew,

Peter Green?

Will you be remembered at all?

———–

well known favorite:

 

populated, Albatross.

 

i’d like to remember this peter green moment in my life.

Slabo Day

An a whole

What does an ASSHOLE do in his daily life:
Speaks out a very wrong sentence impulsively.
Tries to explain himself. Can not.
Feels emberrased, stuck in words.
Lost in meanings.
Gets back home feeling guilty.
First thing to do for the rest of the night:
Feeds the cats.
.
Who is an asshole?
Those who kill,
Or those misspeak
And feel no shame.
.
Don’t want to be.
And if i ever am
Please warn me.
.

inside-outside

Kalabalık içindeyken yalnız olmayı biraz daha sevdiğimi farkettim. Ama canlı kalabalık. Itis kakis da değil.
8:30 PM · Jun 3, 2020Twitter for Android
View Tweet activity
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
o O
 
@tolgor_oO

 
Replying to

Yapayalnizken herkes ölü gibi zaten. Kediler hariç
 
 
1
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
o O
 
@tolgor_oO

 
Yapayalnizken dunyada sadece kediler ve diğer canlılar olsa diye ic geçiriyorum. Sonra-bi tık sonra- anybody out there? diye sorarken buluyorum kendimi.
 
 
1
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
o O
 
@tolgor_oO

 
Kimnedersedesinler
 
 
1
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
o O
 
@tolgor_oO

 
Hayat, çeşitliliğin farkindayken guzel.

Çok erken gelmişim seni bulamıyorum

Bir gün herhangi bir insan, kendisinden hiç beklemediğiniz halde, sırf özlediğinizi söylediniz diye Cemal Süreya Parkına gidip ağaçların fotoğraflarını çekip, üstelik şiirini okuyarak size yollayabilir. Böyle insanlar hala varsa umut da var demektir. 🙂🍀

İki kalp arasında en kısa yol
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen iki kol Merdivenlerin oraya koşuyorum
Beklemek gövde gösterisi zamanın
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum
Bir şeyin provası yapılıyor sanki
Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni

Cemal Süreya

please stay at your homes

hepiniz evinizde kaldığınız için teşekkür ediyorum.

demiştim, diyeceğim:

yasak geldikten sonra herkes evdeyken: oh aman iyi oldu ekmek de yapalım stoklar hah.

me:

 

me:…

sonuç yok ki canımınkininiçi. yani ne olursa sonuç neticede = )

 

friends: well said.